eski sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eski sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2013 Perşembe

bir şarkı iki kadın bir adam




çok garip bi geceydi. sanırım hayatımda ilk kez öyle bi gece yaşıyordum ve beklediğimden daha sakin davranıyordum. bir yanda eski sevgiliniz ve bi yanda eski sevgilinizin yazdığı 32 yaşında bi kadınla gece değişik olabiliyor. hiç sesimi çıkarmıyor sadece gözlemliyordum. sesimi çıkarsam rezillik çıkacak gibiydi çünkü ve bu en son istediğim şeydi. 21 yaşındaydım ama o an 35 yaşında bi kadının olgunluğuna sahiptim. belki de o yaştaki bi kadın bile benden daha farklı davranabilirdi. ama ben sessizce eğlendim. ufak salaş bi bar, dans eden insanlar, sevdiğiniz bildiğiniz şarkılar ve eski sevgilinizin yazdığı kadın. güzel kombinasyon değildi. rakı balık ve haydari gibi değildik orda üçümüz.

gece yavaş yavaş ilerlemeye insanlar yavaş yavaş gitmeye başlıyordu ve o şarkı başladı. cat stevens'ın o naif sesi kulaklarımdan girmekle kalmıyor kalbime dokunuyordu. ufak bi ışık yuvarlağının altında kendi kendime dans ederken adamın kadını dansa kaldırmaya çalışıp kaldıramadığını görmüştüm. zaten kadın geldiği andan itibaren yerinden 1 dakika bile kalkmadı sanırım. kasıntı biri değildi ama bu işler için fazla yaşlıydı bence. evet kıskanç bi kadınım. ama bu onun yaşlı olduğu ve gecenin 3ünde bi barda eğlenemediği gerçeğini değiştirmiyordu. plaza kadınlarından her daim nefret etmişimdir zaten. dansa kalkmayan kadını bırakıp benim yanıma gelen adamın elini belimde hissettikten sonra kaç dakika sürdüğünü bilmediğim ne konuştuğumuzu tam olarak hatırlamadığım bi dans serüveni başlamıştı. gecenin ikinci kadını olmuştum birdenbire. kanımdaki alkol miktarı fazla olduğundan ve her daim içmicem dememe rağmen dayanamayıp gene vodka içtiğimden mantıklı davranamıyordum. dans ettikçe başım dönüyor alkol kanıma daha da karışıyordu ve stevens'ın sesi iyice işime işliyordu.

şarkı bitti. adam kadına gitti. o ışığın altında tek başımaydım. gitmek istedim gidemedim. geceyi barın kapısındaki bodyguard'a aşk acımı anlatarak geçirdim. ağlamadım ama. tuttum kendimi. canım acısa da ağlamadım. sonra bi daha görüşmedik zaten. 2 küsur senelik karmaşıklık son bi dans ve son bi sevişmeyle bitmişti.

14 Ocak 2013 Pazartesi

ikimiz de evlencez ama o daha erken


2 senedir bunu düşünüyorum. deli gibi aşık olduğum adam daha önce evliliğin eşiğinden dönmüş benden sonra normal ilişkiler yaşamış ve şu tarih itibariyle 28yaşı bitmiş bi adam. 
o evlenmeyecek de kim evlenecek değil mi?
o evlenecek tabi. ben mi evlencem 20yaşımdaki halimle.
ilk zamanlar çok korkutucu geliyordu bu durum bana. düşünsene bi gün boy boy fotoğraflarını görüyorsun damatlıkla. yanında gelinlikli bi kadın. o kadın sen değilsin bi başkasıç yaşı yaşına boyu boyuna uygun başka biri. geceleri kabus gibiydi rüyalarımda bu durum. nefesimi kesiyordu düşüncesi bile. elim ayağım titriyor bi sigara yakıyordum. ama artık alıştım sanki. daha normal nefes alıyorum düşünürken ve sigaraya ihtiyaç duymuyorum. sonuçta ikimizin de farklı hayatları var. 2 sene boyunca bi şekilde görüşsek etsek de hep farklı hayatlarımız oldu. o olması gerektiği gibi yaşına göre bi hayat yaşadı ben dağıtmış bi şekilde saçma sapan bi hayat yaşadım ama pişman olduğum da söylenemez. 
şimdiyse onun kendini beni düzeltmeye adamasıyla beraber geçen son günler içerisindeyiz. ısrarla düzelmemeye devam ediyorum ama o da farkında ki düzeliyorum. hayatımı düzeltmeye başlıyorum. daha doğru kararlar veriyorum ve bir şeyler daha farklı oluyor. o da görevini tamamladığında tamamen çıkacak hayatımdan eminim. belki bilerek bu süreyi uzatıyorum. ama biliyorum ki bi gün bam! mission completed! dicek ve gidecek. işte asıl sorun orda başlıcak.  adam gidip evlenecek. zaten 2013 burç yorumumda da vardı. eylül ayında böyle bir haber alacaktım. kesin eylülde evlenir bu kesin.
bir gün böyle tatilden dönücem. feysbuka giricem ya da tp’ye sonra orda boy boy fotoğrafını görücem. önce bi donucam sonra bi sigara yakarım bi de su içerim oturur ağlarım. ama çok yıkılmam sanırım. bunun bilincindeyim çünkü. farkındayım artık. evlenecek nasılsa. ama korkuyorum lan. valla çok korkuyorum. ben öleyim öyle evlensin ya da benim görmeyeceğim kesinleşsin öyle evlensin ya da evlenmesin banane ya!!!
gözümde canlanır koskoca mazi
sevgilim nerede ben neredeyim
suçumuz neydi ki ayrıldık böyle
kaybolmuş benliğim bak ne haldeyim
yıldönümüne 2 gün kala!

1 Kasım 2012 Perşembe

hayatımızı şekillendiren ilişkiler üzerine vol 23246742

         ilişkilerde ortak müzik zevki, ortak din, ortak kıyafet zevki önemlidir bence. çünkü bunları bir yere kadar sorun etmiyorsun ama sonra bi yerden patlıyor. örneğin benim deist olup eski sevgilimin dindar olması ilk başlarda sorun değildi taa ki beni askılıyla sultanahmet'in bahçesine sokmayana kadar. nasıl sokmazsın lan. ben orda saygısızlık yapmıyorum. tarihi bi eseri yakında görmek istiyorum o kadar. ayrıca madem saygılısın hoşgörülüsün buna ses etmemen lazım.
        bunlardan en önemlisi de müzik yalnız. hani istediğini dinlesin banane diyemiyorsun çok. çünkü adam scorpions konserine gelmiyor mesela. neymiş ona göre o müzik çeşidi saçmaymış. ama ben senle bi pop konserine gelirdim mesela. o da bana göre saçma. ya da türkü dinlemeye de gelirdim çok da severim. bir de şey var mesela geçen şey oldu;

 film izliyoruz. film glam rock üzerine. e abi ben zaten 80ler 90lar ezbere bilen insanım. filmi gayet net tartışarak izleyebildik. işte glam rockta şu vardır bunu yapamamışlar adamın dövmeleri uygun değil şu değil bu değil. şarkıları zaten biliyoruz.e noluyor eğleniyorsun. diğer türlü olsa adam mal mal bakıcak. pembe ruj var mesela. garipseyecek. ama glam rock bu olmalı biliyorsun e adam bilmiyor.
işte bunları bilmeyen adamla o filmden hiç keyif almazdım ben.
o yüzden yok zıtlıklar ilişkiye eğlence katar olayı yalan. adam glam rockı bilir ama nefret eder anlarım mesela. ama hiç bilmiyorsa sorun olur yani. olmaz.

neymiş kendimize uygun sevgili bulup mutlu oluyormuşuz sonra da.

27 Ekim 2012 Cumartesi

ben genelde sigara yakıyorum


bir sigara yaktım şehrin loş ışıklarına karşı. bilmemkaç metre yükselikten boğazı izlerken gelip geçen insanları düşünürken hayaller kurdum. başkalarının hayallerine ortak oldum. başkalarının hayallerini yaşadım ve ben ben olmaktan çıktım.
prime time’da yaşarken hayatı ve sigaram yavaş yavaş sönmeye doğru giderken ben ayağa kalkmaya ve yürümeye çalıştım. çok uzun zamandır kundaktaydım. emeklemeyi atlayıp direkt yürümek zorunda kaldım ve tekrar düştüm. hayat anne sıkı sıkı sarmışken bana kollarını ve ben ölüme inanmazken düştüğüm yerden gökyüzünü izledim. kapkaranlık yıldızsız geceler geçirdim. ufak bi ışık ararken tekrar yürümeye inanmışken ve kulağımdaki müziğe bırakmışken kendimi ufak bi süzme gördüm o kapkaranlık gökyüzünde. kendine has çekiciliği olan o süzmeye doğru yol almaya başladım. ayaklarım yere basmıyordu.  o minik süzmenin peşine takıldım günlerce aylarca gittim gittim gittim ve tekrar düştüm. bu sefer kalkmaya niyetim yoktu ve hayat boştu. gökyüzü de boştu ve yine karanlıktı. bi bulut buldum kendime sığınak niyetine ve oraya yerleştim. sesler duydum uzaklardan adımı mırıldanan sesler. beni çağıran sesler ama cevap vermedim. hayat öylece akıp giderken ben sadece seyrettim sessizce parmak uçlarımda. 
bir gün yağmur yağdı sırılsıklamdım. uyandım. kalkmak istedim ve sigaram bitti.

bana sarılır mısın acizliği


ne kadar içmiştim ya da ne kadar sarhoştum hatırlamıyorum. tek hatırladığım benim için fazlaydı kanımdaki alkol. kalbimden kan pompalandıkça ve temiz kan alkolle her karşılaştığında başım biraz daha dönüyor ve ben ayakta durmaya biraz daha zorlanıyordum. bazen sadece durup alkolün kanıma nasıl karıştığını hissetmeye çalışıyordum cam kenarına oturup. bi sigara daha yaktım ve önümdeki kalabalığı seyretmeye başladım. ne oldu tam hatırlamıyorum ama ufak bi barın arka sokağındaydım ve ağlıyordum. neden ve niçin ağladığımı ağlamaya nasıl başladığımı hatırlamıyorum ama ben o an sanki bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyormuş gibi ağlıyordum. kendimi duvar dibine çökmüş bi halde hatırlıyorum bölük pörçük. saçlarım karışmış rimelim akmış ve elimde bira bardağım ağlıyorum.
birine bana sarılır mısın diye sormak nasıl bi acizliktir bilir misiniz? hissettiniz mi hiç? o çaresizliği ve güçsüzlüğü? o insanın canını yakan bi yandan gururun çekiştirmesi öbür yandan da acizliğin yumruklarını? hissettiniz mi hiç?

yanıma geldiğinde yalnız bırakılmıştık. hiçbir şey diyemeden sadece sarıldım ona ve ağlamaya başladım tekrardan. hüngür hüngür ağlıyordum. biri ölmüş gibi ağlıyordum o an. belki ölen şeyler vardı içimde, onda, bizde… onun süt misali tenine dokunup ona sımsıkı sarılmak beni rahatlatıyordu her zamanki gibi. ağlamam yavaşça kesilirken onun bana sarılmadığını farkettim. kollarım onun boynundaydı ve o elinde sigarasıyla öylece duruyordu. çaresiz, kısık bir seslebana sarılır mısın dedim. sarıldı hafifçe. kendimi iyi hissettim. ağlamam kesildi. sustum. o an küçük bi çocuk masumluğunda onun sarılışıyla tüm kötü düşüncelerimden arındım.
sanki o hiç gitmemiş ve hep benimmiş gibiydi. ona dokunmak tüm dünyaya karşı koymak gibiydi. sanki dünya oyuncak bi toptu ve benim elimdeydi. sinirlendiğimde onu fırlatıp deprem bile yaratabilirdim o an. çocukça şeyler işte. ama o an her şeyin ve evrenin hakimi bendim. o an güçsüzlüğümün içinde güçlü bi kadındım ben. onsuzken kendimi hep yarım hissettim zaten. o an ordaki o değildi ve o kadın ben değildim. 

aylarca bir telefon beklenir siksen gelmez


aylarca tek bi telefona hasret kalırız bazen. telefon her çaldığında gelen her mesajda onu bekleriz. içilen her sigarada onu anarız. her taksim gecesinde onu düşünür biraz daha sarhoş oluruz. 
her bindiğim vapurda onu düşündüm. ona giderken bindiğim vapurları hatırladım. son dakka yetiştiklerim içinde uyuyakaldıklarım. heyecanla bindiğim vapurlar. sonra güzel bi fon müziği eşliğinde içtiğim sigaranın silüetinde gördüm onu defalarca. telefon çalsın istedim o an. arasın. napıyorsun lan desin. demedi. aylarca tek bi telefona hasret kaldım ben. kendimi avuttum arayacak dedim. beni arar o. aramalı. aramadı. 
birileri aradı hep. başka adamlar. onların sesinde seni aradım. bulamadım. kimse senin kadar sıcak konuşamazdı ki. pamuk gibi tenine benzeyen bi sesin vardı içimi ısıtan uyumamı sağlayan. ama sen aramadın. ben aylarca uyumadım.
hani evren biz bakarken soyunamaz geyiği vardır ya. hah işte tam 7 ay sonra aradın sen. ben artık beklemeyi kesmişken. başkasının telefonlarını gülerek açarken. başkası içimi ısıtırken sen aradın. 
onca ay sonra aradığın ilk akşamı hatırlıyorum da:
kızlarla muhabbete gitmiştim. telefonu da odada bırakmıştım. hemen gelicem diye. muhabbet uzadı tabi ben gelemedim. 1 saat sonra falan geldiğimde telefonumda 3 çağrı vardı. dedim gene benim sevgili merak etmiş. açıp baktığımda orda yazan ismini gördüm sevgilimin adının üstünde. elim ayağım titredi. kızlar vardı yanımda. ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. ben bi sigara yaktım o an. son sigaramdı o geceki. sakinleşmeye çalıştım. sonra sesin geldi aklıma. içimden çikolata şelaleleri aktı o anda. mutluluk doldum.

sonra gene canımı yaktın. gene bitti. her zamanki gibi.

adını unutmaya devam ediyorum umrumdaolmayaneskisevgili

kafeiniydin kahvenin, geç saat dostuydun bu şehrin

ne sen uyurdun ne ben. sabaha karşı gelen bi telefon bitmek tükenmek bilmeyen bi muhabbet. neyden bahsettiğimizi bile hatırlamıyorum. sonrasında daldığım uykunun rüyalarında kaldı cümlelerin. yarı uykulu gözlerle dinledim hayatını senin ağzından istanbul’da güneş doğarken karşıdan.

bu acil servislerde, adını unutmaya devam ediyorum. 

psikolojik olarak sorunlu olduğunu ve olduğumu zaten biliyordum ben hatırlatmana hiç gerek yoktu. elimde telefon yere düşerken sen ilk ciddi gitmelerinden birini yaşatıyordun bana. ben kriz anlarımda haplara sığınırken senin hiçbi şey umrunda değildi biliyorum.

bu puslu sabahlarda, adını unutmaya devam ediyorum.

yağmurlu bi kadıköy sabahında. deri ceketime sığınmış haldeyken yanımda başka bi adam vardı ve ben seni düşlerken. sen bana benzemişsin demiştin ya işte şimdi daha iyi anlıyorum. evet sana benzemiştim senin benim yanımdayken başka kadını düşlediğin gibi ben de seni düşlemiştim o sabah rıhtımda.

bir şarkı: 6dakika 24 saniyenizi alacağım



6dakika 24 saniyenizi alabilir miyim bayım?
size bir hikaye anlatmam gerek
uzun yıllar önce diye başlamak isterdim ama kısa zaman önceydi sadece bana uzun gelen yaklaşık 20 sene önce başlamış bi hikaye benimki
bir 10 mayıs akşamüstüsü. annem öyle dedi bilmiyorum. annemi baya bi rahatsız etmişim o gün. bir pazar günü. anneler günü. hastane hastane gezmiş sırf beni doğurabilmek için. bayım ben daha doğarken zorluklar çekmişim. yani hayatın benim için zor olacağı baştan belliymiş.
anneme vermişler beni. babam gelmiş sonra. giremezsin demişler. ziyaret saati değil. bir babaya çocuğunu nasıl göstermezsin. nasıl bir mantık bu? yumruk atmış babam güvenlik görevlisine. öyle girmiş içeri. benim için bir şeyler yapan tek adam oydu sanırım.
büyürken çok uğraştırmışım milleti. şımarık bi çocuktum ben bayım o yüzdendir bu her istediğimi elde etme merakı, uğraşı.
çocukluğuma dair en net hatırladığım şey babamın bana boyumdan daha büyük olan maymun getirmesi ve yanında çikolata, sonra orospu çocuğu bir misafir çocuğunun mısır patlatan arabamı çalması bir de walkmanlerimdir. sürekli bozardım walkmanimi yenisi gelirdi. 
bayım benim çocukluğum güzeldi. kırmızı rugan ayakkabılarım vardı güzel elbiselerim saçlarım kısaydı hep ondandır uzun saça merakım. baktım ki uğraşılacak gibi değil kestim gene bilirsin zor geliyor uzun saç bana.
6dakikadan fazla oldu bayım farkındayım başa sar şarkıyı ve dinle sadece ben de gidip kahve yapayım.

bir delinin notları vol 3287658756


Şu an elimde bi sigara olmasını yeğlerdim ama maalesef yok. Senin gittiğini ilk fark ettiğimde başlamıştım sigaraya. Gitmezsin gibi geliyordu önceleri ama baktım ve sen gittin. Ben bi sigara yaktım o gece. Senin kokunu hissetmeye çalıştım. Sonra sen her gittiğinde ben bi sigara yaktım. Senin meşhur lafın gibi. Siktiğimin lafını şu an hatırlamıyorum ama gitmek ve sigaralar üzerine bi lafın vardı. Her şey üzerine olduğu gibi. Hayatımın bundan sonrasına yer eden sarsıcı cümlelerin. Ordan buradan alıntı entel saçması cümleler. Senin o bohem yanından gelen cümleler. Aslında çok düzgün bi adam olabilirdin kendine bi şans verseydin eğer ve biz çok farklı olabilirdik bana bi şans verseydin eğer. Belki de ben seni fazla büyüttüm ha ne dersin? Bence bu daha mantıklı. Aslında boka batmış birinden fazlası değildin. Battığının farkındaydın ve bu hoşuna gidiyordu. Çünkü bu seni acınası yapıyordu. Kendine acımayı seversin sen. Ve böylece insanlar senden hep uzak kalır di mi? Korkağın tekisin aslında. Sürekli bahsettiğin ve gelmesini beklediğin ölümden dahi korkuyorsun. Sen neden ona gitmiyorsun? Ne amacın var yaşamakla ilgili? Bu dünyaya ne katıyorsun ki?
Lanet sigaramın olmaması kadar kötü bir şey yok sabahın şu saatinde.
Ne diyorduk gidiyorsun sen evet. Her seferinde yorulmadan sıkılmadan gelip gitmek nasıl bi duygu çok merak ediyorum. O her deliğe girmek için can atan sikinizden gelme bi özellik mi bu? Gidip gelmek? Kadını siktiğin gibi hayatını sikmek de mi orgazma ulaştırıyor senin gibileri?
Senin gibiler de artık benim gibi değil mi? Elimizde kelimeler var sadece. İyi laf yapan ağızlarımız. Bitmek bilmeyen alkol ve sigaralarımız… ben kimseye bağlanamam mavralarımız ve korkaklığımızdan gelen kaçışlarımız. Arayış içinde miyiz gerçekten? Doğru insanı mı arıyoruz? Doğru zamanı mı bekliyoruz? Sanmıyorum. O bir kere olur. Nasıl senin hayatının aşkı ilham perin başka bi kadındıysa benim de hayatımın aşkı sendin. O sana sustu sen bana kin kustun.
İkinci el kitap sevgimiz, aşık olduğumuz fotoğraf makinemiz, plak hayranlığımız, 80ler fanlığımız, film arşivlerimiz… ne kadar da cool değil mi? Ne kadar da farklıyız diğerlerinden? Oysa berbat olan biziz. Aynı olan ya da sıradan kalan da biziz.
 Oysa ki biz hayatını bi adam/kadın için mahvetmiş sanan insanlarız. Bizim hayatımız mahvoldu artık düzelmez ve bu yüzden önümüze gelen herkesle yatmalıyız ya da herkesi üzmeliyiz. Biz acı çektiysek onlar da çekmeli. Biz acıyla büyüdüysek onlar da acıyla büyümeli. Geçer nasılsa değil mi? Her genç insanın başına gelir.
20yaşındayım yahu ben siktiğimin 20sindeyim daha. Neden 30 yaşında biri gibi davranmak zorundayım? Benim hala liseli aşkı yaşamam gerekmiyor mu? Benim trip atmam gereken bi sevgilim yok mu? Ve ben neden 30yaşında her şeyi boşvermiş biri gibi yaşamak zorundayım. Neden diğer türlüsünü beceremiyorum? Neden sabahın bi vakti bi bardan çıkmış halde senle elele yürürken durup bi köşede öpüşmek bana mükemmel geliyor? Neden sağa sola sallanırken tam düşermiş gibi olduğumda senin beni kolumdan tutup düzeltmen ve bunu yılmadan her seferinde yapman bana hayatı hissettiriyor? Ve ben neden gözlerimi her kapadığımda bana en son iyi davrandığın o anı, hani ben işyerinden çıkarken bana “akşam ne yapıyoruz” diye sorduğun -hani diğer normal çiftlerin yaptığı gibi- görmek zorundayım?
Sıfır bi hayatın ikinci el insanı gibi hissediyorum kendimi. Hani güzel geçen bi gecenin sabahında şişenin dibinde kalmış şarap gibi ya da tam öpüşmeye başlandığında küllükte unutulmuş ve kendi kendine yanıp kül olmuş sigara gibi. Daha bunun gibi tonla benzetme yapabilirim ama işte garip hissediyorum kendimi. Bunda karnımın da acıkmasının bi etkisi olabilir tabi. Saat 6şu an. Beni hep bu saatlerde arardın di mi sen? 1 saat boyunca hiç susmadan anlatırdın bense yarı uykulu halde seni dinlerdim ve her seferinde telefonu hayır uyumuyordum diye açardım. Oysa o kadar çok uykum olurdu ki o an ama aslında senin sesin benim için en büyük ninniydi değil miydi zaten?. Beni defalarca “uyuman için aradım” bahanesiyle aramadın mı?
Sanırım buna bi son vermem gerek. Sen gittin bunu kabullenmeliyim başka biriyle berabersin belki de onu seviyorsun buna da alışmam lazım. Büyümem gerek benim. Koca bi çocuk gibi davranmaktan vazgeçip gerçekten büyümem gerek. Belki de dediğin gibi hastalıklı biriyimdir. Saplantılarım vardır. Takıntılıyımdır. Bu kelimeleri hayatım boyunca unutmayacağımı da biliyorsundur umarım. Ve bir gün hepsini tek tek… neyse uyumalıyım artık ben uyurken ve şarkı biterken;
Wish you were here

duman konseri varmış sonra taksime yol almış


üniversite şenlikleri başlamış art arda gelen haftalar boyunca bi o okulda bi bu okulda deli gibi eğleniyorduk. sarhoş olmadan sadece şarkıların etkisiyle kendimizden geçiyorduk. 
ytü’de son konserdi. canım hiç çıkmak istemiyordu ama duman ve malt çıkacaktı. malta gitmek istedim eğlenir gelirim diye düşündüm. sevgilimle de kavgalıydım. annem neden çıkmıyorsun diye sorup dururken hadi gidelim dedik arkadaşlarla. malt a yetişemedik tabi yemektir giyinmedir derken vakit kalmadı. ne giymiştim tam hatırlamıyorum ama sanırım buz mavisi dar bi kot üzerine kırık beyaz bi bluz giyip içine de siyah sütyen takmıştım. saçlarımı iki yandan ince bi şekilde örüp biraz hippi görüntüsü vermeye çalıştım. kolyem fularım ve yüzüklerim her zamanki yerndeydiler. zaten bize 5 dakka mesafede olan ytü’ye geçip konser için bekledik. konser müthiş bi şekilde başlayıp muhteşem bi şekilde biterken -bitmek üzereyken- mesaj attı. taksim’e gelmemi istedi. gittim. üstelik üzerimde sadece 5lira var idi ve hiçbi yerde bankamatik yoktu. arkadaşımdan bi 5 lira daha alıp otobüs bulamazsam taksiye binerim düşüncesiyle çıktım yola. allahtan sarı dolmuş buldum da pek sorun olmadı.
taksim’e girdiğimde saat 1civarı idi. ilk defa o saatte tek başıma taksimdeydim. laf atanlar saçmalayanlar içenler cidden korkutucuydu. hiç bu kadar farketmemiştim bugüne kadar. tek başınayken cidden daha dikkatle bakılıyormuş.
galatasaray lisesinin önünde buluşacaktık. gittim bekledim. aksi gibi taksi bulamadı. yürümek zorunda kaldı karaköyden. ben de tünele doğru yürümeye başladım. konsolosluğun önüne geldiğimde o da gözüktü ilerden. soğukluk bekliyorum tabi her zamanki gibi. ama gelir gelmez elimi tutup öptü ve elimi bırakmadan yürümeye devam ettik. uzun bi yolumuz vardı baraka’ya kadar. yürürken hayatındaki yenilikleri anlattı büyük bi mutlulukla. onun bu heyecanlı halini seviyordum. heyecanlı heyecanlı bi şeyler anlatmasını arada dilinin tutulmasını seviyordum. o anlattı ben dinledim o anlattı ben dinledim sonra bi cümle etti şaşırdım
-bundan sonra xxxxxxxxler hakkında konuşurken dikkat et
bu cümleyi bana etmesi beni şaşırttı. sanki ortak bi hayatımız olacakmış gibi konuştu.
ama o zamanda olmadığı gibi hiçbi zaman ortak bi hayatımız olmadı ve olmayacaktı da.
devamını yazmak istemedim. içimden gelmedi nedense. içimde bi şeyler çok kırılmış belli ki. küstürmüş beni.
hayatımın 2 senesini çalan adam benim deli gibi aşık olduğum adam hakkında yazamıyorum artık. son olaylar beni fazla kırdı. hani şu anki halim kırılmış bardak ve onu yapıştırıp eski haline getirme öyküsü gibi. canım acımıyor ama eskisi kadar. daha kolay atlatıyorum bu sefer. “deli, dengesiz, saplantılı, hasta, takıntılı” hallerimden kurtuluyorumdur belki de belli mi olur. ama sızlıyor bi yerde bi şeyler. kan sızdırıyor yaram. her gece oynuyorum kabuğuyla. istinasız her gece. ve bu yüzden iyileşmesi zorlaşıyor. bıraksam eski haline dönecek. ama hala kan sızdırıyor. ılık ılık hissediyor gibiyim. kalbim düzensiz atıyor bikaç gündür. ama şu an en büyük sorunum bozulan kulaklığımda şu şarkıyı yarım yamalak dinlemek.
sabah olmuş gün doğmuş
her yerimde karlar
doymadım dönülmüş deliye
helal olsun aşk olsun
gözlerimde yaş var
durmadım dönülmez geriye

eski sevgilinin hem eski hem yeni sevgilisi


merhaba xxxxx,
sinem dememi yadırgama doğru olmasa da seninle ilgili bir sürü şey biliyorum.
şimdi sen bir sürü şeyi bana fatura ediyorsun ama fatihi getir karşıma onun yüzüne daha önce söylediğim gibi senin yanında da söylerim…fatih acıların adamı rölünü sever, senin arkandan senin deli dengesiz saplantılı olduğunu söyler, ama tabi seni arar o öyle…seni tercih ettiği falan yok ben onu çok önce terk ettiğim için seni aradı, aklı sıra beni kıskandırmaya çalıştı, ve tek bir sorumla yüzyüze gelmeden tekrar başlama umudu bile vermeden senden vazgeçti…biliyorum bana kızıyorsun ama ben seni öğrendiğimden beri sadece fatihe daha çok kızıyorum ki onun seni tüm acayip anlatımlarına rağmen…bu mesajı çekiyorum çünkü sen bir kadınsın ve hiç kimsenin bir erkeğin hele fatihin seni bu kadar alçaltmasına artık izin verme..senin o fatih beyi kimse sallamaz, herkes yalan söylediğini bilir, o kadar umursamazlarki ayağının çatladığını o bile farkedemez, ben olmasam abisi de dahil hastaneye götüren çıkmazdı…seni rahatlatacaksa birgün fatih, sen ben beraber buluşalım, yanında bunları söylerim görürsün, ben istediğin zaman ayarlarım…lütfen artık kendini toparla ve bir bak olan bitene..kimbilir belki de fatih haklıdır, sen bencil saplantılı dengesiz kompleksli hasta bir tipsindir, eh ne yapalım ben uyardım daha fazla dayanamadım..dün fatihe nasıl yeter artık kendine de etrafına da yalan söyleme dediğim gibi..

böyle bi mesaj attı hatun bana. bi kere hatun ergen zaten ve bu hatun 30unda falan büyük ihtimal. tumblrdan da saldırmıştı bana. 
durdum düşündüm. lan madem bu kadar kötü bu herif sen neden hala birliktesin? sen neden kahrını çekiyorsun? neden yanındasın hala?
orayı geçtim lan mal benim adımı bilmeyen mi var? sözlükte yazılarımda dahi kullanıyorum ki sen de okuyorsun bu mesajdan anladığım bu.
ayrıca biz yüzyüze geldik gerizekalı. 2 gece beraber gayet mutlu bi şekilde geçirdik gel tumblrı oku lan. ha belki haklısındır kıskandırmak falandır olabilir ama bu çocuk seni kıskandırmaya çalışsa bana bu ilişki ikimizin arasında demez lan!! 
benim hakkımda dediklerine gelince umrumda değiller ben de onun hakkında iktidarsız diyorum ne var?
sonuç olarak ben bu mesajı fatih beye attım ve “al bu mesajı nerene sokuyorsan sok ikinizde beni rahat bırakın” dedim.

bir kadın vardı aşkı falan fısıldamadı


bir kadın vardı çok üzdüğün hani. tanıştığınızda 18yaşının ortalarındaydı. sen onu tamamen bırakıp gittiğinde 20yaşının başlarında. 
çok masum ve mutluyken sen onu aldın kötülerin dünyasına bıraktın hani. elini tutar gibi yaptın korur gibi oldun ama aslında sen onu hep kandırdın. hayat denen azılı düşmanla onu yapayalnız bıraktın. korktu ağladı saklandı en sonunda gücünün farkına varıp sildi attı her şeyi. savaştı düşmanıyla. acımadı kimseye. hayatına giren kimse önemli olmadı onun için. üzdü mü birilerini umursamadı. birilerini mutlu etmek içinse hiç uğraşmadı.
sen onu bırakıp gittiğinde o bakmaya korktuğu aynanın içinde kaybetti yüzünü. şimdi baksa da bir şey göremez oldu. geçmişiyle geleceği o kadar çok karıştı ki birbirine o aynada hiçbi şey göremez oldu. aslında her aynaya baktığında gördüğü sendi. sen ona o kadar işlemiştin işte. kendisinden çıkıp sen olmuştu. 
küçük bi kız çocuğuydu o hatırlar mısın? tüm kötülüklerden acılardan umutsuzluktan habersiz. şimdi nasıl biliyor musun? 30yaşında bir kadının tecrübesine en az 25yaşında bir kadının görüntüsüne sahip. kimse inanmıyor biliyor musun 20olduğuna. yalan olduğunu düşünüyorlar. şaşırıyolar. ya yaşadıkların ya da yaşın yalan diyorlar. oysa hepsi doğru en iyi sen bilirsin. sana bunu her anlattığında iyi işte sevin büyümek istiyordun dersin. o da sana ben böyle büyümek istemedim ki der.
sen en büyük kararsızlıklarınla savaşırken o kadına benden vazgeç beni hayata bağlayan bir şey olsun istemiyorum izin ver öleyim derken o kadının ne kadar korktuğunu seni nasıl daha da çok sevdiğini hiç anlamadın. sen inanmıyorsun belki ama o kadın sonsuza dek seni sevecek. belki sana bir daha asla yaklaşmayacak ama sonsuza dek sen onun kalbinin en güzel yerinde olacaksın.

hani normal insanlar sevgililerini özler


eski sevgilinizi ya da sevgilinizi özlüyorsunuz ya hani
heh işte ben özlemiyorum hep yanımdalar zaten
ben bildiğin deli gibi pervasızca hiçbi şey düşünmeden sevişmeyi özlüyorum. özledim. sabah olunca üzerimde üşüyüp giydiğim hiç bilmediğim bi tshirt olsun istiyorum ve öğlene kadar uyuyup kahvaltısız bi şekilde evden çıkıp görüşürüz öpücüğünden sonra yatağıma girip deli gibi uyumaya devam etmek istiyorum. sonrasında sıcak bi duş istiyorum. 
bu size çok mantıksız gelebilir ama olmuyor abi sevgiliyle olmuyor beceremiyorum. sevgilimle sevişemiyorum lan. duygusal sevişme mi olur amk. seks duygusuz olur. o an sadece ne kadar zevk alacağını düşünmen gerekir. dokunuşlar aşkla mı değil mi diye düşünürsen olmaz dokunuşlar zaten büyük bi incelikle olur. senin ruhunu okşaar. okşamazsa o adam sevişmeyi bilmiyor demektir zaten.
2.5 ay cidden uzun süreymiş lan. dururum diyodum ama zormuş.

özür dilerim sevgilim ben o olamadım


taksim dönüşü gelen bi telefon. seni bi daha aramıcam diyen adamdan. 
-napıyosun
+taksimdeyim yurda dönüyorum sen napıyosun
-2saat sonra taksimde olcam ben de. 
o arada bi sürü şey dedi anlamadım hiçbirini sonra da görüşürüz dedi kapadı.
sonra aynı anda atılan mesajlar.
-hayatımın en sevdiğim yanı kulları ben koyarım. patronla kavga ederim bugünkü gibi. kimi zaman vazgeçerim
+cidden yoruyorsun beni bazen hayatımı tuvalete çevirdin resmen. istediğin zaman gelip istediğin zaman çıkıyorsun. ben deli gibi kal isterken gidiyorsun. yeter artık giderse gitsin dediğim de geliyorsun. allak bullak oldum sayende
+anı yaşıcaksak kural olmaz
-sen anı mı yasatıyorsun yoksun ki
+ben mi yokum olmayan sensin. adını bile koyamadığımız bu ilişkide olmayan sensin
-bana yoksun diyordun sen nerdesin
+ben hep senin yanındaydım. benden ne bekliyorsun bilmiyorum. ne yapmamı istiyorsun bilmiyorum ama ben hiç değişmedim
-3 tane sayayım mı hemen
+say
-arkadaşlarımlayım
kuafördeyim
yurda gidiyorum
3 farklı gün
ekemem
kan göremem
yurda giriş saatim var
+bugün benle mi buluşmak istiyorsun bu mu yani? ayrıca yurtta kaldığımı saat sorunum olduğunun biliyorsun. sen 3 tane sayarken ben sana tonla sayarım tonla
- ben taksime gidiyorum
+taksime gidiyorum dedin gel demedin
- 29-1 yoktun. 29+1 yoksan 30da görüşürüz
+29-1de yanındaydım ben senin. geçen sene senleydim. bu sene de senle olmak istedim  sen çektin gittin. ben artık napacağımı bilmiyorum ya.
-ben çekip gitmedim dün gece evde dizi izledim. geçen sene ben sana hatırlattım sen zirvedeydin
+dün gece ben senle olmak istedim ve doğum gününü kutladığımda çekip gittin ve geçen sene de o gecenin sabahında beni evden kovdun
hem sen benim hangi doğum günümde yanımdaydın? 6ay sana bi sürü mesaj çektim. aramadın. beni eski sevgilinin adıyla uyandırdın bişey demedim. senin gerizekalı sevgilinin aşağılamalarını çektim bişey demedim
-ben seni aradım. geçmişime sahip çıktım. geçen sene aradım. kimdi o?
+yanımda diildin
-askerdeydim
onun yerine seni aradığım insan mı?
+beni neden aradın sen?
sırf sana hayır diyemiyorum diye.
onun yerine beni tercih ettiğinden değil.
o kadının bana neler dediğini biliyor musun?
nerden bilcen?
neyse ya.
mesela tezgah’a neden gitmiyoruz artık biz
o hatunu görme diye.
bana gelip de geçmişime sahip çıktım deme.
fatih beysin di mi artık sen. 2gün sonra bana sen bana göre değilsin benim statüm artık farklı diceksin. yine gideceksin.
- GELDİĞİMDE
geldiğimde,
notun duruyordu masanın
üzerinde
sekizde yatmıştın
saatime baktım sekizi beş 
geçiyor
o gün anladım bu ilişkinin
yazgısını
takvim tutmazlığı
aramızda düşman gibi duran
zamanı
o gün anladım
senin bana erken 
benim sana geç kaldığımı
(murathan mungan)
tezgah’a neden mi gitmiyoruz?
ben ayağımı orda çatlatırken kimse bana sahip çıkmadı diye. kimse dur demedi diye ve bana kimse yeter iç demedi diye.
+kendin gittin ama geçen.
- ama ben her taksime çıktığımda selam diyorum o mekana
ya mesele o diil. sen beni çok berbat hallerde bıraktın. kadının birinin bana orospu demediği kaldı.
ama ben hep seni sevdim vazgeçmedim
+biliyorum bunu
inkar etmedim ki
sebebini aradım ama inkar etmedim.
+o zaman bana yüklenme artık. yanımda yoksun deme nolur. normal bi ilişkimiz olsa. sevgili de olalım demiyorum ama birşeyler normal olsun artık
- bir ben normal değilim
iki ben sarılmak istedim çoğu zaman
üç hayaletlikten sıkıldım la
+ben de normal değilim artık ama hala aynı yerdeyim.
-dünyama hoşgeldin
neyse yine sebepsiz kavgalar
yine tek başına sarhoşluk
yine ders çalışmak yerine taksimde olmak
yine kafana sıçan ben
sinem sen yurda ben de daha da güzel kafaya yol alıyoruz.
+ kavga edelim ya edelim nolcak ama gitme artık
güçlü olamadığım için üzgünüm
-yeni türkü-sezenler olmuş
kızgınlıkla değil samimiyetle bi süre her şeyden yok olmak istiyorum.
deniyorum olmuyor işte üzgünüm
+ sen bilirsin alıştım ben eskisi kadar acıtmıyor gelir gene diye kandırıyorum kendimi
denemiyorsun sen
denemek böyle olmaz hiç denemedin ben kendimi kandırdım belki seversin diye
-kendimce denedim la
+iyi madem sevmiyorsun olmuyor git o zaman sonsuza dek git en azından eskiden biri vardı canımı yaksa da mutluydum derim canım yanmasın artık.
-cidden gitmemse dileğin 
giderim
cevap ver yeter
+gitmeni istemiyorum ben ama her seferinde gidiyorsun.
-yanımda olmanı istiyorum ben. ama bi bok oluyor. sinirleniyorum. gidiyorum.
bak sana şunu açık söyleyeyim. sen beden değilsin. öyle olsa kolay olurdu her şey. ondan seni kullanıyor lafına kanma. ama dalgalı bi adamım. ondan mutlu olacağın birini bulunca ona koş gücenmem.
+ öyle bir şey düşünmedim hiç. ama her kızdığında gidecek misin
-ihtiyacım oluyor
sarılmaya uyumaya
ağlamaya
ama olmuyorsun
daha ne diyeyim ki
hayvan gibi yorgun alkollü ve daha da sarhoş olmaya gidiyorum.
ama sen orada olmuyorsun 
daha ne diyeyim
+nolur gündüz arasan biliyorsun durumumu. ben de senle olmak istiyorum senleyken dünyayı unutuyorum. hayatımda ilk defa biri bana aşık oldu onu bile bıraktım ama sen hep canımı yakıyorsun kendi dediğin olsun istiyorsun
-ben kendi dediğime sahip olamayıp seni arıyorum
+bak ben senin benle sevgili olamyıp bana bahaneler üretip gidip de başkasıyla sevgili olduğunda sildim her şeyi. 10ay yıkamadığım tshirtü yaktım ama ben de insanım gel dediğinde gelemem. beni 10da diil de 5te arasan bu gece yanında olurdum.
+bak bugün ölümden döndüm yarın sınavım olmasına rağmen taksime gidip içtim ben artık saçma şeyler istemiyorum her kafan attığında gidiyorum deme bağır çağır kavga edelim ama gitme
-tamam gel
taksimdeyim :)
+yurttayım ben. anlamıyorsun di mi?
- :) çağır geleyim dedin. üstü oku.
+bağır çağır dedim o çağırmak o çağırmak diil
- hadi ders çalış gelemiyorsun bari kendine yara
-sana çok kızgınım
+ niyee gene noldu?
-daha çok gün var. ben de sensiz geçen 10ay için kızgınım. bu süreçte gidip biriyle sevgili olabildiğin için kızgınım. bana onca bahane sıralarken.
beni ara diyip sonra da beni mal gibi ortada bıraktığın için kızgınım.
-duman-rüyanda görsen inanma
… 
telefonla aradı bişey dicekti demedi kapattı.
+ne dicektin?
-sakın bana ümit verme seveceksen başkasını.
ama şaak yine yol göründü gurbete
+ sana ümit verip başkasını sevmek mi
manyak mısın lan
1.5 sene oldu 1.5 
hala burdayım ben.
-daha rekoruma çok var. 4sene.
+inanmıyorsun di mi seni hep sevebileceğime
-evet inanmıyorum
+sen 4 sene sevmişsindir ama karşındaki senin bana yaptıklarını sana yapmamıştır.
inanma o zaman. ben de gideceğini biliyorum mesela. biz de böyle yaşarız ne var
-kes
şu an senle sarılıp uyumayı tercih ederken alkolik olmayı tercih ediyorum.
+mutlu ol
nasıl istiyorsan o şekilde. benle ya da bensiz ben yaptığım şeyler için özür diledim umrunda olmasa da diledim. ama beni biliyorsun sevgimi biliyorsun bu kadar yüklenme bana
-son sözüm
hayat artık sırtımda altında eziliyorum evet sana izin vermiyorum
ama cem karaca demiş
bugün sen çok gençsin yavrum
+biliyorum ama kahretsin seviyorum be işte
-sinem susuyorum
ama susmadan şunu söyleyeyim
git mutlu ol
hep bunu söyledim
+daha bikaç saat önce ne konuştuk biz ya
-bende mutluluk yok
+ sana gitme dedim lan 
gitme dedim
sana 1 sene önce biz mutlu olmasak da olur dedim
dedim bunu
-uyu lütfen 
uyandığında her şey çok geride kalsın
çok uzun bi gece. tonla yapılan telefon görüşmeleri artı bu mesajlar vardı. zor bi geceydi. saçmasapan şeyler yapılmak üzereydi. ve ben cidden çok korkmuştum. ama sevgi değişik bir şey. çok hem de. şimdi gene başa döndük. bu adam sadece sarhoşken böyle.

ne ki bu


boynumdaki kolyeyi görüp sordu bi an. müzisyen adam olduğundan şaşırdım. sol anahtarı ya hani dövmemde de var fa ile beraber dedim. biliyorum bilerek sordum dedi. çünkü dövmemden bahsedeceğimi biliyordu. ensem onun adının baş harfini fa anahtarı olarak taşıdığımı da biliyor. gözleri gülüyordu bunu sorarken. hoşuna gidiyordu onun baş harfini taşımam. bu kadar egoist bi adam mıydı hatırlamıyorum ama egosunu okşuyordu bu durum. ben de onun baş harfini isteyerek taşıyordum vücudumda. çünkü sonsuza dek onu unutmayacağımı hep seveceğimi biliyordum. hayatıma kim girerse girsin o hep en sevdiğim dövmemde benimle beraber olacaktı. hem aklımın bi köşesinde kalacaktı. dövmeme her dokunduğumda onu hatırlayacaktım.
o geceden sonra sonsuza dek gitti belki hayatımdan ama yapmam gereken bir şeydi onu hayatımdan çıkarmak. çünkü artık iyileşmek istiyordum ben. hayata yeniden başlamak istiyordum. onun dediği gibi korkumdan kurtulmalıydım. ve onun istediği gibi onun hayatında fark yaratamadım ama kendi hayatımda fark yarattım. huzurlu muyum bilmiyorum ama büyük bi yük üstümden kalktı bunu biliyorum.

canım sen sıkılmadın mı benim kafamı karıştırmaktan


hoparlörün üstünde oturuyordum o şarkı seçerken. etrafımız boşaldığında onun yanına cam kenarına geçtim. noldu dedi bir şey yok etrafı izliyorum dedim. o içeriye dönük ben dışarı dönük şekilde yanında dururken elini karnımdan doğru atarak beni sardı
kafasını omzuma koyup
-burda uyuyabilirim
+biliyorum(beni defalarca uyumak için çağırmıştı)
-biz sevgili olamayız bunu biliyorsun
+neden
-kaybederim ben. beceremem. sıçarım gene. biliyorum kaybederim. böyle kalalım biz. sevişelim gezelim edelim. senle mutluyum senle olmak istiyorum ama böyle kalalım.
+tamam
beni bacaklarının arasına aldı bi süre sonra.
-bu bi oyun. oyunun kuralları olacak. ve ona göre davranıcaz. sanal ortamda bu ilişkiden bahsetmeni istemiyorum. sen ve ben olucaz sadece
+peki tamam
-ama denemeye devam edelim. hayatımıza başkalarını almaya devam edelim. ben denicem çünkü.
geri çekildim. bırakmadı.
-noldu?
+sen denemeye devam et. (elimi omzuna dokundurarak) ben burda mutluyum başkasını istemiyorum.
-peki oyunun kurallarını değiştirelim o zaman. kimse olmicak başka. sadece sen ve ben tamam mı?
+öyle olur.
-bana çok masraflı olacaksın biliyorsun di mi
+biliyorum
-bende kal işte yaaa
+evin çok uzak
-taşınmam gerektiğini biliyordum.
+ya uzak olması problem değil de sınav erken saatte
-gel gel
(tamam)
ama gelemezsin tabi sınav var falan
+tamam dedim yaa
böyle konuşmalar içinde elimizde sigaralar, bira bardakları istediğimiz şarkıya karar verebilme özgürlüğüyle geçti bi gece.
çıktık sonra mekandan. istiklalde yürümeye başladık. elimi tutmuyordu. ama biraz yalpalansam kolumdan tutup destek sağlıyordu. çekip çekip duruyordu. meydana çıktığımızda taksi beğenme safhamız başladı. 
adam taksi beğenmiyor arkadaşlar. nasılsa benim paramı istiyorlar mantığıyla taksicilere salak saçma sorular falan soruyor. binecekmiş gibi yapıp binmiyor falan. biz gene the marmara’nın önünde dizilmiş taksilere bakıyoruz. beğenemiyoruz. hadi seç diyorum olmuyor falan. derken derken gümüşsuyunda aşağıya doğru vurduk kendimizi. yürürken elimi tuttu. kolumu gerdirmiş bir şekilde yürürken beni öperken ısırınca canım acıdı sanırım o da acısı geçsin diye bir daha öptü sonra da
-noldu beğenemedin mi
+beğenemedim
-ben seni fazla şımarttım sanırım
saçmalayarak elele çin lokantasının ordaki durağa oturduk. bu düz oturdu ben de sırtımı buna dayayarak oturdum. hemen sarıldı sırtımda. sarılırken elindeki sigarayı kucağıma düşürdü. napıyosun falan filan derken sigarayı aldı yakıcam seni dedi. güldüm güldü. o sırada bizi takip eden taksici önümüzde durdu. bize sorular soruyor falan. hani nereye gidiyorsunuz götüreyim tarzında. buna bize soruyor cevap versene diyorum. ona binmicem diyor. en son sigarası bitti kalktık. taksiye yöneldi ve ani bi manevrayla başka yöne döndü. dayak yicez senin yüzünden derken gülmekten ölüyordum. 
artık yorulmuştum ve taksiye binmek istedim. 
+hadi buna binelim
-adam çok yaşlı yolda kalırsak
+olmaz bir şey
-yolda kalmayız mı diyorsun.
keşke taksiyi ben seçmez olaydım adam yolu bilmiyormuş. o geceden sonra taksici seçmemeye yemin ettim. bi dahakine de ben seçmem geçen seferi biliyorsun dedim.

sizinle bir sır paylaşıcam


1.5 senedir deli gibi aşık olduğum 7ayımı geçirdiğim ve hayatımı mahveden adam bana geri döndü. bildiğin döndü yani. en son 7 ay önce görüşmüş ve beni son kez öpmüştü. sonrasında senle konuşacak bir şeyim yok diyerek siktirip askere gitti. sonra döndü geri geldi. 10gün önce beni aradı. geçmiş doğum günümü kutladı. sonra her gün bi bahaneyle bana yazdı. konuştuk ettik. salı günü dışarı çıkıcam dediğimde ki saat 10a geliyordu. ben de çıkıcam dedi.kadıköy güzeldir şimdi çık dedim. taksime de gidebilirim dedi. ben mecidiyeköydeyim saat geç bu civarlarda olcam dedim. sonra gel bana bira ısmarla dedi. dalga geçiyor sandım gelirim biliyosun dedim gel dedi. çıktım evden metroyla taksime geçtim. ilk defa gecikmiştim ve ilk defa o erken gelmiş beni bekliyordu. üzerinde çok hoş bi hırka vardı. hani şu depresyon hırkası dediklerimizden ama onunki cidden hoştu. baraka diye bir yere gittik. 90lar pop-rock çalıyordu o gece. herzamanki gibi onun tanıdık mekanıydı. biz girer girmez bi oo hoşgeldin sesiyle karşılaştık zaten. herkes bana da sevecen davranıyordu onun yanında. sigara içebilmek için balkon tarzı olan bi köşede masaya oturduk. ilk içkilerimiz geldi ki adım gibi emindim o biraları benim ısmarlamayacağımdan. sigaralar birbirini kovalıyor bi içiyor muhabbet ediyorduk.
-erkek arkadaşında mı kalıyorsun sen şimdi
+hayır okuldan arkadaşlarımla kalıyorum sınavlar falan ders çalışıyoruz
-bu şarkı sana gelsin
(ve fonda ne senle ne sensiz temalı bi şarkı)
sadece gülümsedim.
-tshirtün güzelmiş
+teşekkür ederim
-tarzın güzel olmuş
-farklı olma fark yarat
+ sıradan ve sakin bi insanım ben
-sakin olsan benim gibi birine bulaşmazdın
+denk geldi işte
-hayat tesadüflerden ibaret
+aynen öyle eğer ben sözlüğe geri dönmesem senle hayatta tanışamazdık
ama o fark yaratmam hususunda devam etti.
-bak fotoğraf çekmeye başlamışsın güzel ama çektiğin fotoğraflarla fark yaratabilirsin. ben fotoromanlar yaptım ve hepsi önceden yazılmış yazılardı ve fotoğraflara uyduruldu
anlattı anlattı. sessizce dinledim.
bi an;
-neden devam etmiyorsun hayatına
+ben orda kaldım olmadı denedim ama beceremedim zaten kimse de aklında başkası olan bi hatunla olmak istemiyor kısa sürüyor ilişkilerim
-sen iyice bana benzemişsin
dedi güldüm. 
-bir şey var bir şeyden korkuyorsun ve yürümüyorsun neden yapıyorsun bunu_
+beceremiyorum işte olmuyor. yapamıyorum.
kafasını eğdi bana uzandı ve 20lerdeyken öpeyim 30uma gelince belki öpmem seni dedi ve beni öptü. öperken elimi tuttu yine. çekildim.
-özlemişim bu dudakları ya da dudak özledim bilmiyorum 
+…
-ne var yalan mı söyleyeyim dürüst olmayayım mı?
+ol tamam
öpmeye devam etti beni.
senin de istediğin bu değil miydi dedi. ben bunu değil seni istiyordum dedim.
gene uzun uzun neden olamayacağını anlattı. her zamanki gibi ben sana en başında demiştim savunmasını yaptı.
sonra dj kabininin olduğu yere geçtik. bir şeyler başlıyordu hayatımızda ama ne olduğunu o an bilmiyordum. taa ki cam kenarına onun yanına geçene kadar.

22 Mart 2012 Perşembe

bana bu soruları hangi kafada soruyorsun

sevgilimin yanında izmir’deydim şubat ortasında. her şey iyi güzel gidiyordu. 15 şubat gecesi(allahtan sevgililer gününden sonra) elektrikler gitti. iyi uyuyalım dedik ama uyumayacağımıza emindim. neyse yataktayız güzel güzel konuşurken sevişmeye başladık. her şey buraya kadar güzel hiç bi sorun yok -açılmayan bilgisayar dışında- tam ben üsteyken bu saçmalamaya başladı.
-seni kim bozdu
-kaç kişiye verdin
-onlar nasıldı

saçma sorularla karşı karşıya kaldım. sustum. durdum. yavaşça üzerinden indim. yana geçtim ve arkamı dönüp ağlamaya başladım. kendimi resmen bi orospu gibi hissettim ki kim olsa aynı şekilde hissederdi. bu yanımdan kalktı açılmayan bilgisayarın yanına gitti ve murphy sağolsun o bilgisayar açıldı. bu bi de utanmadan bilgisayar ne zaman açılcağınız biliyor dedi ben daha bi sinir oldum. ama ses çıkarmıyorum ağlıyorum sadece. 
hiç sesini çıkarmadan bi süre oyun oynadı ben o sırada kalktım tuvalete gittim yüzümü falan yıkadım. odaya girerken yüzüme dahi bakmadı. sonra sakinleştim biraz. yatakta bağdaş kurdum oturdum bunu izlemeye başladım. 
-ağlaman bitti mi
+bitti
-emin misin
+hı hı
-sandığın şeyi kastetmedim ben
+ne kastettin peki ne anlamam gerekiyordu böyle bi soru sevişirken sorulmaz
-romantik bi akşam yemeğinde mi sorsaydım
+öyle mi dedim ben konusu gelir sorulur ama sevişmek iki kişiye ait özel bi alandır ve böyle sorular sorulmaz
-bak sana orospu muamelesi yapmadım
+öyle bir şey yaptığını düşünmedim zaten
-iyi o zaman. zaten öyle düşünsem seni buraya ikinci kez çağırmazdım hadi çağırdım diyelim sevgilim olarak çağırmazdım
+öyle biriyle sevgili olmazdın zaten sanırım
-aynen öyle. ve çok duygusalsın
+yahu evet duygusalım ama bu başka bi olay yani ayrıca ben ağlarken kalkıp oyun oynadın ya
-ya napiyim bana teselli olayı çok yapmacık geliyor ne dicem bilemiyorum
+ya gelip sarılsan bitcek her şey ama sen bunu bile yapmıyorsun.
böyle bi diyalog geçti aramızda sonrasında. tamamını hatırlamıyorum çünkü bir ara biraz sesimi yükseltmiştim. böyle saçma sapan şeylere de maruz kaldım işte. anlamıyorum bazen. sen nasıl bir erkeksin ki sevişirken böyle bi soru sorabiliyorsun. millet sevgilisinin geçmişinden korkup soramazken sen gelmiş sevişirken soruyorsun. sevişirken ya o en özel anda o en iki kişilik anda o en anda soruyorsun.