baraka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baraka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2012 Cumartesi

canım sen sıkılmadın mı benim kafamı karıştırmaktan


hoparlörün üstünde oturuyordum o şarkı seçerken. etrafımız boşaldığında onun yanına cam kenarına geçtim. noldu dedi bir şey yok etrafı izliyorum dedim. o içeriye dönük ben dışarı dönük şekilde yanında dururken elini karnımdan doğru atarak beni sardı
kafasını omzuma koyup
-burda uyuyabilirim
+biliyorum(beni defalarca uyumak için çağırmıştı)
…
-biz sevgili olamayız bunu biliyorsun
+neden
-kaybederim ben. beceremem. sıçarım gene. biliyorum kaybederim. böyle kalalım biz. sevişelim gezelim edelim. senle mutluyum senle olmak istiyorum ama böyle kalalım.
+tamam
beni bacaklarının arasına aldı bi süre sonra.
-bu bi oyun. oyunun kuralları olacak. ve ona göre davranıcaz. sanal ortamda bu ilişkiden bahsetmeni istemiyorum. sen ve ben olucaz sadece
+peki tamam
-ama denemeye devam edelim. hayatımıza başkalarını almaya devam edelim. ben denicem çünkü.
geri çekildim. bırakmadı.
-noldu?
+sen denemeye devam et. (elimi omzuna dokundurarak) ben burda mutluyum başkasını istemiyorum.
-peki oyunun kurallarını değiştirelim o zaman. kimse olmicak başka. sadece sen ve ben tamam mı?
+öyle olur.
…
-bana çok masraflı olacaksın biliyorsun di mi
+biliyorum
…
-bende kal işte yaaa
+evin çok uzak
-taşınmam gerektiğini biliyordum.
+ya uzak olması problem değil de sınav erken saatte
-gel gel
(tamam)
ama gelemezsin tabi sınav var falan
+tamam dedim yaa
böyle konuşmalar içinde elimizde sigaralar, bira bardakları istediğimiz şarkıya karar verebilme özgürlüğüyle geçti bi gece.
çıktık sonra mekandan. istiklalde yürümeye başladık. elimi tutmuyordu. ama biraz yalpalansam kolumdan tutup destek sağlıyordu. çekip çekip duruyordu. meydana çıktığımızda taksi beğenme safhamız başladı. 
adam taksi beğenmiyor arkadaşlar. nasılsa benim paramı istiyorlar mantığıyla taksicilere salak saçma sorular falan soruyor. binecekmiş gibi yapıp binmiyor falan. biz gene the marmara’nın önünde dizilmiş taksilere bakıyoruz. beğenemiyoruz. hadi seç diyorum olmuyor falan. derken derken gümüşsuyunda aşağıya doğru vurduk kendimizi. yürürken elimi tuttu. kolumu gerdirmiş bir şekilde yürürken beni öperken ısırınca canım acıdı sanırım o da acısı geçsin diye bir daha öptü sonra da
-noldu beğenemedin mi
+beğenemedim
-ben seni fazla şımarttım sanırım
saçmalayarak elele çin lokantasının ordaki durağa oturduk. bu düz oturdu ben de sırtımı buna dayayarak oturdum. hemen sarıldı sırtımda. sarılırken elindeki sigarayı kucağıma düşürdü. napıyosun falan filan derken sigarayı aldı yakıcam seni dedi. güldüm güldü. o sırada bizi takip eden taksici önümüzde durdu. bize sorular soruyor falan. hani nereye gidiyorsunuz götüreyim tarzında. buna bize soruyor cevap versene diyorum. ona binmicem diyor. en son sigarası bitti kalktık. taksiye yöneldi ve ani bi manevrayla başka yöne döndü. dayak yicez senin yüzünden derken gülmekten ölüyordum. 
artık yorulmuştum ve taksiye binmek istedim. 
+hadi buna binelim
-adam çok yaşlı yolda kalırsak
+olmaz bir şey
-yolda kalmayız mı diyorsun.
keşke taksiyi ben seçmez olaydım adam yolu bilmiyormuş. o geceden sonra taksici seçmemeye yemin ettim. bi dahakine de ben seçmem geçen seferi biliyorsun dedim.

sizinle bir sır paylaşıcam


1.5 senedir deli gibi aşık olduğum 7ayımı geçirdiğim ve hayatımı mahveden adam bana geri döndü. bildiğin döndü yani. en son 7 ay önce görüşmüş ve beni son kez öpmüştü. sonrasında senle konuşacak bir şeyim yok diyerek siktirip askere gitti. sonra döndü geri geldi. 10gün önce beni aradı. geçmiş doğum günümü kutladı. sonra her gün bi bahaneyle bana yazdı. konuştuk ettik. salı günü dışarı çıkıcam dediğimde ki saat 10a geliyordu. ben de çıkıcam dedi.kadıköy güzeldir şimdi çık dedim. taksime de gidebilirim dedi. ben mecidiyeköydeyim saat geç bu civarlarda olcam dedim. sonra gel bana bira ısmarla dedi. dalga geçiyor sandım gelirim biliyosun dedim gel dedi. çıktım evden metroyla taksime geçtim. ilk defa gecikmiştim ve ilk defa o erken gelmiş beni bekliyordu. üzerinde çok hoş bi hırka vardı. hani şu depresyon hırkası dediklerimizden ama onunki cidden hoştu. baraka diye bir yere gittik. 90lar pop-rock çalıyordu o gece. herzamanki gibi onun tanıdık mekanıydı. biz girer girmez bi oo hoşgeldin sesiyle karşılaştık zaten. herkes bana da sevecen davranıyordu onun yanında. sigara içebilmek için balkon tarzı olan bi köşede masaya oturduk. ilk içkilerimiz geldi ki adım gibi emindim o biraları benim ısmarlamayacağımdan. sigaralar birbirini kovalıyor bi içiyor muhabbet ediyorduk.
-erkek arkadaşında mı kalıyorsun sen şimdi
+hayır okuldan arkadaşlarımla kalıyorum sınavlar falan ders çalışıyoruz
…
-bu şarkı sana gelsin
(ve fonda ne senle ne sensiz temalı bi şarkı)
sadece gülümsedim.
…
-tshirtün güzelmiş
+teşekkür ederim
-tarzın güzel olmuş
…
-farklı olma fark yarat
+ sıradan ve sakin bi insanım ben
-sakin olsan benim gibi birine bulaşmazdın
+denk geldi işte
-hayat tesadüflerden ibaret
+aynen öyle eğer ben sözlüğe geri dönmesem senle hayatta tanışamazdık
ama o fark yaratmam hususunda devam etti.
-bak fotoğraf çekmeye başlamışsın güzel ama çektiğin fotoğraflarla fark yaratabilirsin. ben fotoromanlar yaptım ve hepsi önceden yazılmış yazılardı ve fotoğraflara uyduruldu
anlattı anlattı. sessizce dinledim.
…
bi an;
-neden devam etmiyorsun hayatına
+ben orda kaldım olmadı denedim ama beceremedim zaten kimse de aklında başkası olan bi hatunla olmak istemiyor kısa sürüyor ilişkilerim
-sen iyice bana benzemişsin
dedi güldüm. 
-bir şey var bir şeyden korkuyorsun ve yürümüyorsun neden yapıyorsun bunu_
+beceremiyorum işte olmuyor. yapamıyorum.
kafasını eğdi bana uzandı ve 20lerdeyken öpeyim 30uma gelince belki öpmem seni dedi ve beni öptü. öperken elimi tuttu yine. çekildim.
-özlemişim bu dudakları ya da dudak özledim bilmiyorum 
+…
-ne var yalan mı söyleyeyim dürüst olmayayım mı?
+ol tamam
öpmeye devam etti beni.
senin de istediğin bu değil miydi dedi. ben bunu değil seni istiyordum dedim.
gene uzun uzun neden olamayacağını anlattı. her zamanki gibi ben sana en başında demiştim savunmasını yaptı.
sonra dj kabininin olduğu yere geçtik. bir şeyler başlıyordu hayatımızda ama ne olduğunu o an bilmiyordum. taa ki cam kenarına onun yanına geçene kadar.